Reklamlar

Eşini Kaybettikten Sonra Yaptığı Paylaşımlarla Yüreklere Dokunan Yazar: Şermin Yaşar Arda

Toplu iğne başı kadar bir tohumdan büyüyor sekoyalar, dünyanın en büyük ağacı oluyor sonra, en uzun ömürlü ağacı. Ama o tohum kendiliğinden yeşermiyor, yangınlarla birlikte açılıyor tohumlar. Yıldırım düşünce vah tüh demiyor Sekoya; yanıyor, yanıyor ve yandıkça çoğalıyor. Gel gelelim yangını, yandığı dışardan görünmüyor, içerden yanıyor sekoya, içi alev alev ama kabuğu sert, temiz, sağlam, yandığı belli değil. Bir kitapta okumuştum “Sekoya ağacının kabuğu ateş geçirmezmiş, sekoya ormanında yangınlar ağaçların içinde olup bitermiş.” diyordu. Biz iki kırık dalı aşıladık, yıldırım düştü üstüne, şimdi ben bir küçük sekoya olarak çıktım yola.

"Ama, sözüm olsun, acıyı bal eyleyemeyi başaracağım, yaparım, o sekoyanın gölgesinde herkesi toplayacağım. "

Nedim evlenmeyi çok istemişti. Bir gün çocuklarla aramda bir hır gür çıktı, oluyor ya hani kriz anları. Herkes bir yanda bağrışıyor. Nedim’e salonun ortasında durup; “Üç çocuklu hayat böyle Nedim, buna rağmen mi düşünüyorsun benle evlenmeyi?” diye sordum.

Omuzlarımdan tuttu “Buna rağmen değil, bu da dahil istiyorum” dedi. Hayatımın tokatıdır. Şimdi sıra bende. Bu sevgi, bu evlilik bu da dahil bir evlilik, ölüm dahil, ayrılık dahil, acı dahil. Ama, sözüm olsun, acıyı bal eyleyemeyi başaracağım, yaparım, o sekoyanın gölgesinde herkesi toplayacağım. Tek ki Allah bir yıldırım daha düşürmesin üstüme.

"Konuşabiliyoruz, dedim ve bu o kadar müthiş bir şey ki, hiç susmasın, hiç susmayayım istiyorum.”

Birkaç ay önce eski bir arkadaşım sormuştu, “Sen bu adamı çok sevdin, neden?” diye. “Konuşabiliyoruz, dedim ve bu o kadar müthiş bir şey ki, hiç susmasın, hiç susmayayım istiyorum.” Anlatacak çok şeyimiz varmış birbirimize. Çok çay soğuttuk, çok geç kaldık, uykusuz kaldık, asansörün düğmesine basmayı çok unuttuk konuşacağız diye.

"Anlat, doğduğun günden itibaren anlat..."

Anlat, doğduğun günden itibaren anlat, diye oturtmuştum bir gün karşıma. Her şeyi dinledim. Çocukluğunu, gençliğini, okul anılarını, akrabalarını, aşklarını, kızgınlıklarını, kırgınlıklarını, hayallerini, pek çok şeyi. Kırklareli’ne gidince akrabaları kendilerini tanıttı ama zaten tanıyordum. Bana onu anlattılar, içimden hep “bunu dinlemiştim Nedim’den” dedim.
Reklamlar

Bakmadan Geçme!

KAPAT
Yan Masadaki Bebek Ağlıyor Diye Annesine Yakınan Genç Çocuğa Babası Bakın Nasıl Bir Ders Verdi